Tanrı’nın
Kutsal Ruh’u Ve İşi:
Öncelikle Kutsal Ruh kimdir sorusunu
cevaplayarak başlayalım:
Bunun ismindeki ilk söz ‘Kutsal’dır.
Kutsal Yazılara baktığımızda bu kelimenin
anlamını ‘ayrılmış,bir kenara bırakılmış’
anlamına geldiğini görüyoruz.
1. Petrus 1:15-16: “Sizi
çağıran Tanrı Kutsal olduğuna göre, siz
de her davranışınızda kutsal olun. Nitekim
şöyle yazılmıştır: “Kutsal olun, çünkü ben
kutsalım.”
Dikkat edin! Petrus burada Tanrı hakkında
anlatım yaparken; Levililer kitabından alıntı yapıyor ve
bizlere Tanrı’nın ne kadar kutsal olduğunu hatırlatıyor.
Tanrı ayrıdır. Ama neden Tanrı’nın ayrı oluşuna dikkat
edelim! Cevabını 14. ayette bulabiliriz.
1. Petrus 1:14: “Söz dinleyen çocuklar
olarak, bilgisiz olduğunuz geçmiş zamandaki
tutkularınıza uymayın.”
Dünya günah içersine düşmüştür.
Tüm erkek ve kadınların davranışları günahlılıkla
lekelenmiştir. Ve işte bu yüzden Tanrı dünyadan
ayrılmıştır. Tanrı Kutsal olduğundan; günahtan
ayrıdır. İşte bu yüzden Tanrı Petrus aracılığıyla
diyor ki: “Ben dünyadan ayrı olduğum için;
siz de dünyadan ayrı olun.” Kutsal
Ruh, Kutsal Ruh nedir Tanrı'nın kutsal ruhu
kutsal ruh nerededir kutsal ruh nasıl alinir
alınır
Tanrı Kutsal olduğu için, dünyadan
ayrıdır. Aynı zamanda Tanrı’nın Ruh’u da Kutsaldır ve O
da günahtan ve dünyadan ayrılmıştır.
İşaya 6:1-6: “Kral Uzziya’nın öldüğü yıl,
Rabbi yüce ve yüksek bir taht üzerinde oturmakta gördüm;
ve etekleri mabedi dolduruyordu. Kendisinden yukarıda
Seraflar duruyordu; her birinin altı kanadı vardı;
İkisile yüzünü örtüyor, ve ikisile ayaklarını örtüyordu;
ve ikisile uçuyordu. Ve biri obirine çağırıp diyordu:
Orduların RABBİ kuddustur, kuddustur, kuddustur; bütün
dünya onun izzetile dolu. Ve çağıranın sesinden
eşiklerin temelleri sarsıldı, ve ev dumanla doldu. Ve
ben dedim: Vay başıma! Çünkü helak oldum; çünkü ben
dudakları murdar bir adamım, ve dudakları murdar bir
kavmın içinde oturmaktayım; çünkü gözlerim kralı,
orduların RABBİNİ gördü. Ve Seraflardan biri bana doğru
uçtu, ve elinde bir kor vardı; maşa ile onu mezbahın
üzerinden almıştı;”
Yine bu bölümde Kutsallık kavramının
nasıl kullanıldığına dikkat edin! Tanrı o kadar Yüce ki;
O sadece Kutsal değil, “Kuddus, Kuddus, Kuddus’tür” diye
söz ediliyor. Tanrı günahlı olan şeyden ayrıdır.
Bu bölümde iki kişi görüyoruz.
Tanrı ve İşaya. Tanrı Kutsal olduğundan;
yükseltilmiş ve yüceltilmiş durumda. Tanrı
saf ve görkemli. Buna mukabil İşaya kendi
günahlılığını anlıyor. Ve Rabbin karşısında
alçaltılıyor. Kendi günahkarlılığını ve
kirliliğini fark ediyor. Bu yüzden “Vay
başıma! Çünkü helak oldum” diyor.
Tanrı’nın Kutsallığı, karşımıza insanın
günahlılığı olarak çıkıyor.
Üçlü Birliğin üçüncü kişisi olan Kutsal
Ruh ile işte bu noktada karşılaşıyoruz. Ayrı ve görkemli
olan Kişi…
Üçlü Birliğin ikinci kelimesi
‘Ruh’. Ruh kelimesinin temel anlamı ‘rüzgar’
ya da ‘nefes’tir.Kutsal
Ruh, Kutsal Ruh nedir Tanrı'nın kutsal ruhu
kutsal ruh nerededir kutsal ruh nasıl alinir
alınır
Eyüb 1:19 “Ve işte, çölün ötesinden büyük
bir yel geldi, ve evin dört köşesine çarptı, ve
gençlerin üzerine yıkıldı., onlar da öldüler; ve ancak
ben, sana bildireyim diye tek başıma kaçıp kurtuldum.”
Burada yazar ‘çok kuvvetli bir rüzgar’dan
bahsediyor. Burada sözü edilen ‘yel, rüzgar’ kelimesi,
Tanrı’nın Ruh’u ile aynı kelimedir. Bu rüzgarın, nasıl
bir rüzgar olduğuna dikkat etmeliyiz. Bu rüzgar, bir
meltem ya da hafif serinlik veren bir rüzgar değildir.
Büyük bir rüzgar, büyük bir yel…Yani güç patlaması
şeklinde gelen bir rüzgar. Bu yel o kadar güçlü ki;
bütün bir evi yok ediyor. Bu yel ve rüzgar, Tanrı’nın
Ruh’unun gücünü tanımlayan bir rüzgardır.
Eyub 4:9 “Allahın soluğu ile yok
oluyorlar,
Ve öfkesinin yeli ile
telef oluyorlar”
Burada yine görebildiğimiz şey, Tanrı’nın
soluğunun, yelinin gücüdür. Tanrı’nın soluğu o kadar
güçlü ki; O’nun önünde yok oluyorlar. Yine bahsedilen
şey; güçlü bir rüzgardır.
Mika 3:8 “Fakat ben Yakuba günahını ve
İsraile suçunu bildirmek için RABBİN Ruhu ile, kuvvet ve
hak ve cesaretle doluyum.”
Burada konuşan Mika peygamberdir.
Kuvvetle dolu olduğunu söylüyor. Çünkü Rabbin Ruh’u ile
dolu. Kendi peygamberlik görevini yerine getirmesini
sağlayan Rabbin Ruh’unun verdiği güçtür.
Yine Tanrı’nın Ruh’unun gücünden bahseden
son bir bölüme bakalım:
Yuhanna 3:5-8 “İsa şöyle
cevap verdi: ‘Sana doğrusunu söyleyeyim,
bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkca Tanrı’nın
Egemenliğine giremez. Bedenden doğan bedendir,
Ruh’tan doğan ruhtur. Sana, ‘yeniden doğmalısınız’
dediğime şaşma. Yel dilediği yerde eser;
sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye
gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan her
adam da böyledir.”
Burada İsa Nikodim’e yeniden
doğmak hakkında birşeylerden bahsediyor.
Karşımıza çıkan şey Ruh’un iki özelliğidir:
Tanrı’nın Ruh’u yine bir rüzgara benzetiliyor.
8. ayette karşımıza çıkan yine bu yelin
çok güçlü oluşuna dair olan özelliğidir.
Tanrı’nın Ruh’u bizlerin kontrol altına
alabileceği bir güç değildir. O, Kadir bir
Ruh’tur. O, Kendi istediği yerde çalışır;
bizim istediğimiz yerde değil. İsa Mesih’in
de burada vurguladığı; Tanrı’nın gücünün
insanlar tarafından kontrol edilemeyecek
tarzda bir güç olduğudur.
Kutsal Ruh’un hizmeti de
oldukca gizemlidir. 8. ayetin son kısmına
bakalım:
Yuhanna’nın sözlerinden anladığımız
şey; Tanrı’nın Ruh’unun kuşatan vahşi bir
güç olduğudur. Tanrı’nın Ruh’u dokunduğu
herşeyi değiştiren rüzgardır.
Bir hortum’un oluştuğu ve
geçtiği andan sonra o şehrin durumuna ilişik
bir resimi ya da şehrin halini hiç gördüğünüz
oldu mu? Gerçekten de hortumun geçtiği herşey,
yerle bir olur. Rüzgarı görememiş olsanız
da; o şehirde bıraktığı etkileri görebilmek
mümkündür. Yani rüzgarın işleyişi, gizemli
ve güçlüdür. O fırtına da bir şehirden gelip
geçtiğinde; herşeyi değiştirebiliyor.
Açıkcası Kutsal Ruh da bizim
hayatlarımızda da bu şekilde çalışmaktadır. Kutsal Ruh
bizim hayatlarımıza girip; bizi değiştirmeye başladığı
veya güçle hayatımıza girdiği zaman, sanki hortumun
geçişine benzer bir alt-üst olmuş intibası belirir. Tüm
varlığımızı değiştirir. Tüm düzen kavramımızı,
duygularımızı değiştirir. Tüm varlığımızla bize ait
hissettiğimiz, değer verdiğimiz herşeyi alt-üst eder.
Rüzgarı nasıl kontrol altına alıp dizginleyemezsek;
Kutsal Ruh’u da dizginleyemeyiz.
Tevrat’da geçen Samson’un hikayesini
hatırlamakta yarar var. Çok güçlü bir aslan, Samson’a
saldırmak üzereydi. Hakimler 14. bölümde görebildiğimiz,
Tanrı’nın Ruh’u, Samson’un üzerine gelişidir. Ve Samson
Tanrı’nın gücü ile dolar. Bu güçle aslanı ikiye ayırır.
Aynı hikayede başka bir örneğe bakalım:
Rabbin Ruh’u yine Samson’un üzerine tüm
güç ve kudreti ile gelir. Samson Filistinliler
tarafından hapsedilmiştir. Bütün bağlarını Rabbin gücü
ile çözer ve 1000 kadar Filistinliyi öldürür.
Ya da İsa’nın çöle gidip denenmeden
önceki gücünü anlatan hikayeyi bir düşünün! Tanrı’nın
Ruh’u ile İsa, çöle doğru yönlendirilir Ve kötü olanla
savaşarak; sonunda kazanır.
Elçi Pavlus’un, Kutsal Ruh
hayatına geldiğinde; neler olduğunu hatırlayalım:
Kiliseye zulüm eden bir kişiyken; hizmet
eden bir şahıs haline geldi. İşte bu da Kutsal Ruh’un
doğasının gücünü bizlere açıklar. Tanrı’nın yeli,
Pavlus’un hayatına girdive herşeyi alt-üst etti.
Kutsal Ruh’un, bizleri bir başkasını
bağışlayabilmemiz için nasıl güçlendirdiği konusunda
biraz düşünelim. Ya da bizlere eziyet eden kişilere dua
edebilme gücünü veren Kutsal Ruh’u şöyle bir düşünün!
Bencil olan kişilerin hayatlarına Kutsal Ruh girdikten
sonra; tüm insanları sevip, onlara hizmet edebilecek
kadar değişen insanları hatırlayın!..
Bu nedenle hayatlarımızı Rabbin Ruh’una
açmak, hem harika hem de güçlü bir olaydır. Çünkü bizler
hayatlarımızı Rabbe açtığımızda; O bizleri hiç
beklemediğimiz şeyleri yapmaya, Krallığına girebilmemiz
için bazı riskler almaya yönlendire bilir. Hayatımızın
gidişini değiştirecektir. Yeni bir cesaret verecek.
Hayat değişti ren Kendi gücü ile bizim hayatlarımızı
dolduracak. Kutsal Ruh’un kim olduğunu iyi
bildiğimizden; tüm bunların oluşumunu beklemeliyiz.
Hayatlarımızı güçle ve kudretle istila
eden Tanrı’nın gücü hakkında biraz daha derin düşünelim:
Kutsal Ruh Kimdir?
Tekvin 1:1-2 “BAŞLANGIÇTA Allah gökleri
ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü
üzerinde karanlık vardı; ve Allahın Ruhu suların yüzü
üzerinde hareket ediyordu”
Yaradılışın en başında Tanrı’nın
Kutsal Ruh’unun çok aktif olduğunu görüyoruz.
Mezmur 33:6 “Gökler RABBİN sözü ile,
Ve onların
bütün orduları ağzının
nefesi ile yaratıldı.”
Burada Tanrı’nın nefesi ile
evrenin yaradılışı arasındaki ilşkiyi anlamamız
gerekir. Bizler için neredeyse Tanrı’nın
nefesinin gücünü kavrayabilmek imkansız.
Bir akşam dışarı çıktığınızda, gökyüzüne
bakın..Tanrı’nın yarattığı dünyanın mükemmeliğini görün.
Tanrı o kadar yüce ve güçlüdür ki; yapması gereken tek
şey, yaratmak için bir söz söylemesi yeterlidir. Ve tüm
yaradılış bu Söz aracılığı ile yaratılmıştı. Tanrı’nın
nefesi ile tüm evren var edildi. Bu nefes Tanrı’nın
Ruh’udur.
Kutsal Ruh’un hayatlarımızı bu denli
güçlü bir şekilde kontrolüne alıp, değiştir mesini şimdi
daha iyi anlıyabiliyor muyuz?
Evrenin yaradılışının en
başında suların üzerinde gezinen ve tüm
evreni yaratan O Ruh, artık bizim hayatımızdadır.
Hayatlarımızı değiştirmektedir.
İsa Mesih aracılığı ile Kutsal Ruh bizim
içimize geldiğinde, o en baştaki aynı güç bizim içimizde
yaşamaya başlıyor. Evreni yaratan aynı Kutsal Ruh,
peygamberler aracılığı ile konuşan aynı Ruh’tur.
2. Samuel 23:1-2 “Ve Davudun son sözleri
şunlardır:
Yessenin
oğlu Davud diyor,
Ve
yükseğe çıkarılan adam,
Yakubun
Allahının Mesihi,
Ve
İsrailin tatlı mezmur şairi diyor:
RABBİN
Ruhu benim vasıtamla söyledi,
Ve onun
sözü benim dilim üzerinde idi.”
Burada Davudun ne dediğine dikkatinizi
çekmek istiyorum.
“RABBİN Ruhu benim vasıtamla söyledi”.
Kutsal Kitap’ta peygamberlerin yazılı dökümanlarına
baktığımızda, onlar aracılığı ile konuşan, esinleme
veren Kutsal Ruh’tu.
1. Petrus 1:10-11 “Size bağışlanacak
lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşla
ilgili dikkatli incelemeler ve araştırmalar yaptılar.
İçlerinde olan Mesih’in Ruhu, Mesih’in çekeceği acılara
ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık
ettiğinde, Ruh’un hangi zamanı ya da nasıl bir dönemi
belirttiğini araştırdılar.”
İşte burada da görüldüğü gibi,
peygamberler aracılığı ile konuşan Kutsal Ruh’tu. Yani
bu dünyayı ve hayatlarımızı değiştiren Sözü bizlere
veren Kişi, bizim içimizde olan Kutsal Ruh’tu.
O gün peygamberler vasıtası ile konuşan
Ruh’la; bugün vaizler aracılığıyle konuşan Ruh aynı
Ruh’tur.
Dikkat etmemiz gereken bir başka şey de,
Tanrı Sözünün vaaz edildiğini duyduğumuzda; Kutsal
Ruh’un çalışmasına tanıklık etmiş oluruz. Ör: Pazar
günleri önderiniz çıkıp Tanrı Sözünü sizlere
bildirdiğinde onda işleyen Kutsal Ruh ile; eski
zamanlarda peygamberler aracılığıyle konuşan Kutsal Ruh,
aynı olandır. Ancak Kutsal Ruh’un hizmetini ve gücünü
kilise duvarları arasına sıkıştırıp; kısıtlayamayız. Ve
burada farkına varmamız gereken şey, bizler işyerimizde,
okullarımızda ya da yaşadığımız çevrede insanlara
Müjde’yi duyurup paylaşırken; bizde çalışan, Kutsal
Ruh’un ta kendisidir.
Kutsal Ruh’un işleyişi konusunda
birçok farklı görüşler ve iddialar var.
Benim sizlere anlatmaya çalıştığım,
yaratılışın en başında herşeyi yaratan Kutsal
Ruh, bizim içimizde; Müjde’yi paylaşırken
de işleyen aynı Kutsal Ruh’tur. İşte bu
yüzden arkadaşlarımıza ve komşularımıza
Müjde’yi duyururken bizde işleyen, kurtuluşa
götüren Kutsal Ruh’tun ta Kendisidir.
Eğer Kutsal Ruh’un işleyişini görmek
istiyorsak, yapmamız gereken tek şey; Tanrı Söz’ünü vaaz
eden ve duyuran inanlıları aramaktır. Topluluklarına
Tanrı Söz’ünü duyuran sadık çobanlara, önderlere, ya da
evlerinin sessizliğinde Tanrı Söz’ünü çalışan
inanlıların varlığına bakmamız gereklidir. Bu durumlarda
Tanrı’nın Kutsal ve Güçlü Ruh’unun hayatları değiştirmek
üzere çalıştığından emin oluruz. Bugün hayatlarımızı
kontrolü altında tutan Kutsal Ruh, yaradılışta aktifti.
Peygamberler aracılığı ile konuştu.
Bir sonraki şey ise Söz’ü esinledi.
2. Petrus 5:21 “Çünkü hiçbir
peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı.
İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek
Tanrı’nın sözlerini ilettiler”.
Burada Petrus’un vurguladığı,
Tanrı’nın Sözü peygamberlerin kendi istemiyle
değil; ama peygamberleri kullanarak Kutsal
Ruh aracılığıyla esinlenmiştir.
2.Timoteyus 3:16 “Kutsal Yazıların tümü
Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve
doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır”.
Tüm esinleme Tanrı tarafından
başlatıldığı, gönderildiği ve Tanrı’nın
gücüyle verildiği için; Kutsal Yazıların
tümü de Kutsal Ruh’un esinidir. Bu nedenle
Tanrı, Kutsal Ruh’u aracılığı ile, nefesiyle
tüm Sözü bize verdiğinde; bu Söz bizim her
iyi şeyi yapabilmemiz için bizleri donatacaktır.
Mesih İsa işte bu nedenle “insan sadece
ekmekle yaşamaz ama Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle
yaşar” diyor.
Yine Tanrı’nın Sözü ile nefesi ve Ruh’u
arasındaki ilişkiyi görebiliyor musunuz?
İşaya 59:21 “Ben ise, RAB diyor, onlarla
ahdim şudur: Senin üzerinde olan Ruhum, ve ağzına
koyduğum sözlerim, şimdiden ta ebede kadar senin
ağzından, ve zürriyetinin ağzından, ve zürriyetinin
zürriyeti ağzından ayrılmayacak, RAB diyor.”
Daha önceden Yeremya peygambere Tanrı
tarafından şöyle denilmişti: “Senin ağzına Ben, Kendi
Sözlerimi koydum.”
Tanrı elçilerin ve peygamberlerin ağzına
Kendi Sözünü nasıl koyuyor?
Aslında daha da önemlisi bizlerin ağzına
Tanrı Kendi Sözlerini nasıl koyuyor?
Öyle ki bizler O’nun elçileri oluyoruz.
İşte 21. ayette Tanrı bunu açıkca söylüyor.
Burada dikkat edin! Tanrı halkıyla bir
antlaşma yaparak, Kutsal Ruh’u aracılığıyla Sözlerini
ağızlarımıza koyuyor. Ve daha sonra Yeni Antlaşma’da da
görüyoruz ki; bu Sözler yanlızca ağızlarımıza konulmakla
kalmayıp, yüreklerimi ze de yazılacak. Ve işte Tanrı,
Kutsal Ruh’u aracılığıyla, Kutsal Yazıları esinleyen
Kişidir.
Bu Kutsal Yazılar, Güç ve Kudretle gelen;
hayatlarımızı değiştiren yazılardır.
Kutsal Ruh ile ilgili gözlem
yapabileceğimiz bir başka bölüme bakalım:
Luka 4. bölüm: Tüm bu dört İncil’i
okuduğumuzda, İsa’nın hizmetlerini gördüğümüzde, Kutsal
Ruh’un gücünün ne kadar harika birşey olduğunu
anlayabiliyoruz. Ama eğer Kutsal Ruh’un görevini ve
rolünü anlamazsak; ne kadar güçlü olduğunu tam olarak
kavrayamayız. Bizim hayatlarımızı güçle ve kudretle
istila eden ve yönetimi altına alan Kutsal Ruh’la, İsa
Mesih’i mesheden ve güçlendiren aynı Ruh’tur. Kutsal Ruh
İsa’nın bizim günahlarımız için yaşayıp ölmesini
tamamlayarak O’na güç vermiş, ve aynı güçle O’nu
meshetmiştir.
Yeşaya peygamberin kitabından alınan bir
bölüm İsa Mesih’e veriliyor. Ve İsa Mesih hizmetinin ilk
gününde Nasıra’da ayağa kalkıp bu yazıyı okumaya
başlıyor:
Luka 4:18-19 “Rab’bin Ruhu benim
üzerimdedir.
Çünkü O beni,
müjde’yi yoksullara iletmek için meshetti.
Tutsaklara
serbest bırakılacaklarını,
körlere
gözlerinin açılacağını duyurmak için,
ezilenleri
özgürlüğe kavuşturmak
ve Rab’bin
lütuf yılını ilan etmek için
beni
gönderdi.”
Sinagog’taki herkesin dikkati, o anda
İsa’nın üzerinde yoğunlaşmıştı. Ve İsa vaazına şu
sözlerle başladı: “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine
gelmiştir.”
İsa’nın burada okuduğu parça, İşaya
peygamberin kitabından Rabbin hizmetkarını, kulunu Ruh’u
aracılığıyla meshedişinden bahsediyordu. İsa şöyle
diyor: “Meshedilen o kişi BEN’im. Rabbin Ruh’u Ben’im
üzerime geldi.”
Dikkat ederseniz, Kutsal Ruh burda İsa’yı
öngörülen hizmeti yerine getirmesi için meshediyor.
Yoksullara, tutsaklara Müjde’yi ilan etmesi, tutsakların
serbest kal maları ve körlerin gözlerinin açılması için
meshediyor. Kutsal Ruh’un meshedişi ve gücü aracılığıyla
tüm ezilenler özgürlüğe kavuşturuluyor. Böylece Rabbin
lütuf yılı ilan ediliyor.
Tüm bu anlatılanların doğrultusunda bir
sonuç çıkarmamız gerekirse; yaradılışta aracı olarak
kullanılan kişi, yani peygamberler aracılığıyla konuşan
ve Tanrı Söz’ünü esinleyen, gücünün tümüyle İsa’yı
mesheden ve işgal eden; Tanrı’nın kendi gücünden başka
hiçbirşey değildir. Bazen kişiler şöyle diyor: “Kutsal
Kitaptaki Kutsal Ruh’a ait ayetler sadece alıntılardır.”
Her zaman hatırlamamız gereken şey,
Tanrı’nın Ruh’u, Üçlü Birliğin üçüncü kişisidir. Babayla
aynı güce ve aynı derecede yüceliğe sahiptir. Bunu
anlamamıza yardımcı olacak birkaç ayete bakalım:
İbraniler 9:14 “Öyleyse sonsuz Ruh
aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı’ya sunmuş olan
Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmeniz için
vicdanınızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha
kesindir.!”
Burada İsa’nın kendisini lekesiz bir sunu
olarak Tanrı’ya sunmasında, O’nu güçlendiren şeyin
Tanrı’nın ebedi Ruhu olduğunu söylüyor. Bu bölümde
anlatılan şey; Tanrı’nın Ruh’unun Tanrı’nın
özelliklerine sahip olduğu gerçeğidir. Tanrı’nın Ruh’u,
sonsuz olarak tasvir ediliyor. Ve yanlızca Tanrı
ebedidir, sonsuzdur. Bir başka örneğe bakalım:
1. Korintliler 2:9-11 “Yazılmış olduğu
gibi,
“Tanrı’nın,
kendisini sevenler için hazırladıklarını
hiçbir göz
görmemiş,
hiçbir kulak
işitmemiş,
hiçbir insan
yüreği kavramamıştır.”
Oysa Tanrı bunları bize Ruh aracılığı ile
açıkladı. Ruh herşeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini
bile araştırır. İnsanın düşüncelerini, insanın içinde
olan kendi ruhundan başka kim bilebilir?Bunun gibi,
Tanrı’nın düşüncelerini de Tanrı’nın Ruhundan başkası
bilemez.”
Bu örnekte de Kutsal Ruh’un, yanlızca
Tanrı’da var olabilecek özelliği taşıdığını görebiliyor
muyuz?
Sadece Tanrı’nın bilebileceği şeyleri,
Kutsal Ruh’un da bilebildiği söyleniyor. Yeni
Antlaşma’ya baktığımızda Kutsal Ruh’un, tanrısal
özelliklere sahip; açıkcası Tanrı olduğunun açıklanışını
görüyoruz. Yunus peygamber kurtuluşun Rab’den geldiğini
söyler. Kurtuluş Tanrı’dan gelir. Yeni Antlaşmaya
geldiğimizde karşımıza çıkan ilginç şey şudur: Kurtuluş,
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’a atfedilmiştir.
Bununla ilgili iki örneğe bakalım:
2. Korintliler 1:21-22 “Bizi sizinle
birlikte Mesih’te pekiştiren ve bizi meshetmiş olan
Tanrı’dır. O bizi mühürledi ve güvence olarak
yüreklerimize Kutsal Ruh’u yerleştirdi.”
Pavlus kurtuluşumuzu tanımlarken;
Mesih’i, Kutsal Ruh’u ve Baba’yı ‘Bir’ ve aynı derecede
etkin oluşuna dikkat çekiyor. Burada bahsedilen bu
Üçlü’nün, hiçbirinin diğerine oranla daha fazla güçlü
olduğunu söylemiyor.
Bununula ilgili ikinci örneğe bakalım:
Efesliler 2:19-22 “Buna göre artık
yabancı ve garip değil, kutsallarla birlikte yurttaş ve
Tanrı’nın ev halkısınız. Elçilerle peygamlerden oluşan
temel üzerine bina edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa’nın
kendisidir. Bütün yapı, Rab’be ait kutsal bir tapınak
olmak üzere O’nda kenetlenip yükseliyor. Siz de Ruh
aracılığıyla, Tanrı’nın konutu olmak üzere hep birlikte
Mesih’te bina ediliyorsunuz.”
Bu örnekte de fark edebildiğimiz şey
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh bizi Tanrı ile barıştırmak ve
birbirimizle sevgi ilişkisi içine girip; Tanrı’nın
yüceliğine yönelik bina olmamıza çalışmasldlr. İşte Ruh;
hem yaratan, hem kurtarandır. Tarihin en başında ve en
sonunda işleyen güç, aynı güçtür. Ve O da kişisel
olmayan bir güç değildir. O güç, Kutsal Yazıların
kurtaran kişisel ve yaratan gücü, Ruh’udur. Üçlü
Birliğin, üçüncü kişisidir. Kutsal Ruh’un hayatımıza
girişiyle oluşan harika şeylere neden şaşırmamamız
gerektiğini anlayabiliyormuyuz? Hem dünyaya hem de bize
kurtuluşu veren bu güç; şu an bizlerin içinde
yaşayandır.
Bu nedenle her birimizin karşı karşıya
kalabileceğimiz soru şudur: Rabbin Ruh’unun karşısında
alçakgönüllülükle diz çöküp çökemeyeceğimiz. Ya da Kendi
gücüyle bizim hayatlarımızda yapmak istediği şeyi
(hayatlarımızı değiştirmek gibi) kabul edip
etmeyeceğimizdir.
*Soru: Tevkin’in başlangıcında
dünyanın, Tanrı’nın “Ol” sözüyle yaratıldığını
biliyoruz. Bu anlatılanlar ışığında Üçlü Birliğin tümü
birbirine eşit derecede etkin ve güçlü ise; İsa Mesih’in
“Tanrı Sözü” olduğunu Yeni Antlaşmadan biliyoruz. Bu
durumda Kutsal Ruh için de “dünyayı yarattı”
diyebilirmiyiz?
*Yanıt: Aslında Üçlü Birliğin her
üç kişiliği de yaradılışta aktiftir. Genelde Tanrı’nın
yaptığı işleri haklı olarak farklı kişilikerle
özdeşleştiririz. Örneğin: Yaradılışı Baba ile,
kurtuluşumuzu İsa Mesih ile ve kutsallaştırılma işlemini
de haklı olarak Kutsal Ruh ile özdeşleştiririz. Ama
dikkat etmeniz gereken konu şudur: Üçlü Birliğin her
kişiliği, kendilerine has bazı işleri yaparken; her üçü
de aynı amaçla hareketle aktiviteleri devam etmektedir.
Bu yüzden her ne kadar yaradılışı Baba ile
özdeşleştirsek bile; Kutsal Yazıların bazı kısımları
Üçlü Birliğin geri kalan diğer kişiliklerinin
yaradılıştaki etkisini ve rolünü açıklar.
Ör: 1. Yuhanna ve 1. Koloseliler İsa’yı
“yaradılışın başlatanı ve yaradılıştaki her şeyin
Kendisi için yaratıldığı Kişi” olarak tanımlıyor. Daha
önceden baktığımız Tekvin 1. bölümde, Tanrı’nın Ruh’unun
yaradılışın tam ortasında olduğunu görüyoruz.
Başka bir örnek teşkil etmesi açısından
‘Kurtuluş’ işini ele alalım:
İsa Mesih’i düşünelim: O, hayatı uğruna
bizi sevmişti. “Ben koyunlarım için hayatımı vermeye
hazırım” demişti. Ancak Kutsal Yazıların bir diğer
bölümüne baktığımızda şöyle der: “İsa, Baba Tanrı’nın
isteği ve arzusuyla bizim günahlarımız için bir kurban
olarak sunulmuştur”.
İbraniler 9. bölümde de rastladığınız
gibi, Isa Mesih Kutsal Ruh tarafından sunuluyor. Bu
yüzden her ne kadar Üçlü Birliğin her birini farklı
rollerde önder olarak görsek de; Baba bir plan yapmışsa
da, Oğul’u ve Kutsal Ruh’u da aynı planı uygulamada
aktifdirler.
*Soru: Yuhanna 14. bölüm 28.
ayette “Çünkü Baba benden üstündür” diyor. Yukardaki
anlatılanlara bakarak, Üçlü Birliğin her üç kişiliğinin
de birbirine eşit olduğunu kabul edersek, burada
anlatılmak istenen şey nedir?
*Yanıt: Burada İsa Mesih’in
kasttetiği şey; Kendisinin Baba’dan daha az değerli
oluşu değildir. O, bizim kurtuluşumuzun başarıya
ulaştırılmasındaki ya da elde edilmesindeki rolünden
bahsediyor. Bu soruya büyük bir ışık tutabilecek bölüm,
Filipeliler 2:6 ayet olurdu. “Mesih, Tanrı özüne sahip
olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir
hak saymadı.”
Mesih tüm doğası ile Tanrı’ydı ve aynı
zamanda Tanrı’ya ait tüm görkem ve yücelik Mesihin’dir
de. Ayetin ikinci bölümüne bakarsak İsa Mesih’in
eşitliği, hak saymadığını görürüz. Bu yüzden 7. ayete
bakmakta yarar görüyorum: “Ama yüceliğinden soyunarak
kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu.” 8. ayet
“İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde
ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.”
İşte Müjde’nin, İyi Haber’in tam kalbi
budur:Tüm görkem ve yüceliğine rağmen; bunları bir
kenara bırakarak, bizim günahlarımızın bedelini ödeyerek
kurtuluşumuz için, beden alıp dünyamıza geldi. Ve
bizlerin yararı için ‘kul’ özünü aldı. Ve işte bu
nedenle İsa Mesih “Benim yiyeceğim, Baba’mın arzusunu
yerine getirmektir.” diyor. Güç ve görkem anlamında O,
Baba’dan daha az ya da daha küçük değildir. Eşitliğine
sımsıkı sarılmayan ve bunu hak saymayan durumda da İsa
Mesih, Baba’dan daha az değerli bir varlık olarak
algılanamaz. Alçaltılmış bir kul benzeyişinde doğarak
bize gözüktüğü için; Baba’dan daha az değerli olduğunu
söylüyor. Yine İbraniler 9. bölümde şöyle bir ayete
rastlıyoruz: “Tüm günahkarların günahlarını, karşı
koyuşlarını ve suçlarını üzerinde taşıdı.”
Bu kadar görkemli olan Tanrı’nın, tüm
insanları kurtarışına eriştirmek için, beden alıp her
tür hakarete katlanarak dayanmasının, yüzüne
tükürülmesine bile tahammül göstermesinin harika
derinliğini kavrayabiliyormuyuz?
İsa Mesih’in burada “Baba’nın Kendisinden
daha üstün olduğunu” söylemesinin sebebi; O’nun arzusuna
ve isteğine boyun eğişinden, itaatindendir.
Daha önce de anlattığımız gibi şimdi
vereceğimiz örnek ayetler de Üçlü Birliğin her
kişiliğinin eşitliğini kanıtlayan ayetlerdendir.
2. Korintliler 13:14 “Rab İsa Mesih’in
lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı
hepinizle birlikte olsun.”
Amerika’da önderler ibadeti, kilise
topluluğuna bu ayetleri söyleyerek, ayini sona
erdirirler. Türkiye’de de böyle mi bilemiyorum? Bu ayet
şu açıdan çok önemlidir: Çünkü Tanrı halkı üzerinde, üç
kişiliğin bir olan tek Tanrı’daki etkinliğini ve Rab’bin
bereketini onlara sunuşunu kanıtlar. Pavlus’un, Üçlü
Birliğin üç kişiliğinden de tam bir eşitlikle
bahsedişinin derin manasını kavramamız çok önemlidir.
Eğer İsa Mesih ve Kutsal Ruh, eşit ve Tanrı değillerse;
bu ayet Tanrı’ya karşı kullanılan bir küfürden ya da
hakaretten ibaret sayılabilirdi.
Şayet eşit değillerse; Pavlus’un
Tanrı’nın ismini kullanarak, insanları Baba-Oğul ve
Kutsal Ruh adıyla bereketlemesi, Tanrı’nın Kutsallığına
yapılan çok büyük bir hakaret sayılırdı. Ama Pavlus
burada insanları Tanrı’nın ve bir insanın ve kişisel
olmayan bir gücün adında değil; üç kişilikte Bir olan
Tanrı’nın isminde bereketli yor.
Matta 28:18-20 “İsa yanlarına gelip
kendilerine şunları söyledi: gidin, bütün ulusları
öğrenciklerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve
Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum
herşeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna
dek her an sizinle birlikteyim.”
Tanrı’nın Üçlü Birlik olarak var olan
doğası burada da karşımıza çıkıyor. Tüm ulusları O’nun
öğrencileri olarak yetiştirirken, onları Bir isim
altında vaftiz etmeye de çağırıldık. Ama bu ismin kim ve
ne olduğuna bakmadan önce, biraz Eski Antlaşma’ya
dönmemiz gerekiyor.
Çıkış 20:7 “Allahın RABBİN ismini boş
yere ağza almayacaksın; çünkü Rab kendi ismini boş yere
ağza alanı suçsuz tutmayacaktır.”
Tanrı’nın emri üzerine, O’nun ismini boş
yere kullanmamamız gerektiği vurgulanıyor. Çünkü
Tanrı’nın ismi, O’nu bize belirten, açıklayan ifadedir.
Bu yüzden boş yere ağza alan suçlanacaktır. Matta 28’e
tekrar dönersek; görüyoruz ki belirli ve özel bir isimle
vaftiz etmemiz gerekiyor. Yani Tanrı’nın
isminde..Yargılanmak istemiyorsak; bu ismi boş yere
ağzımıza alıp, kullanmamalıyız. Ayrıca dikkate değer bir
başka şey de; tekil olarak kullanılan isim üç kişilikten
oluşmaktadır. Baba-Oğul-Kutsal Ruh. Tanrı’nın ismi
budur. Tanrı’nın Bir’liğindeki Üç’lüğe dikkat edin.
Yehova Şahitlerinin gittikce arttığı
ülkenizde, bu ayetlerin oldukca büyük önem taşıdığı
kanısındayım. Onlar da Tanrı’yı doğru isimle çağırmanın
önemini öğretiler. Onlar, İsa Mesih’in sadece Tanrı
tarafından yaratılmış bir kul olduğunu söyleyeceklerdir.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda; Tanrı’nın isminin
ne olduğunu göstermek için bu ayetleri
kullanabilirsiniz.
İSA MESİH VE KUTSAL RUH
İsa Mesih’le Kutsal Ruh arasındaki
ilişkiyi anlayabilmek çok büyük önem taşır.
İncil’in hangi bölümüne bakarsak bakalım;
İsa Mesih’in yaşamında ve
hizmetinde, Kutsal Ruh’un gücünü ve
hizmetini görmemek imkansızdır. Aslında aralarındaki bu
ilişkiyi İsa Mesih doğmadan kavramak mümkündür.
Luka 1:35 “Melek ona şöyle cevap verdi:
‘Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, en yüce Olan’ın gücü
senin üstüne gölge salacak. Bunun için doğacak olana
kutsal, Tanrı Oğlu denecek.”
Luka’nın Meryem’e ne söylediğini anlamak
çok önemlidir. İsa Mesih henüz Meryem’in rahminde iken
Kutsal Ruh’un gücünü görebiliyormuyuz?
Luka 2:39-40 “Yusufla Meryem, Rab’bin
Yasasında öngörülen herşeyi yerine getirdikten sonra
Celile’ye, kendi kentleri olan Nasıra’ya döndüler. Çocuk
büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu.
Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi.”
Luka İsa Mesih’in çocukluk yıllarını
anlatırken, O’nun, büyüyen, güçlenen ve bilgelikle
yetkinleşen bir çocuk olduğunu vurguluyor.
Peki böylesi bir tasvirin sebebi sizce ne
olabilir?
Cevap açıktır: İşaya bölümünde okuduğumuz
gibi ‘Rab’bin Ruh’unun O’nun üzerinde olmas’ idi. İşaya
bu kişiyi, bu hizmetkarı Tanrı’nın ve Rab’bin seçilmiş
Kişisiolarak tanımlıyor. Ve RAB, seçtiği Kişi üzerine de
Ruh’unu koyacaktır. Bu sebeple İsa Mesih daha çocuk
yaşta olmasına rağmen bilgeliğinin görülebilmesi,
Tanrı’nın lütfu aracılığıylaydı. Bunlar da Kutsal Ruh’un
işleyişinin sonucunda oldu.
Şimdi de biraz daha ilerleyerek, O’nun
vaftizine bakalım:
Luka 3:21-22 “Bütün halk vaftiz olduktan
sonra İsa da vaftiz oldu. İsa dua ederken gök açıldı ve
Kutsal Ruh, bedensel bir görünüm alarak güvercin
biçiminde O’nun üzerine indi. Gökten gelen bir ses de
‘Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum’ dedi.”
İsa Mesih’in hayatında, bu noktada Kutsal
Ruh’un O’nun hayatına giriş sebebini, özelliğini anlamak
çok önemlidir. Burada İsa Mesih hizmetine başlamadan
önce, Kutsal Ruh tarafından meshediliyor. İsa Mesih
artık herkesin önünde açıkca peygamberlik olarak
görevini sürdürebilecek ve Tanrı’nın Krallığı’nın İyi
Haberini ulaştırmak için dolaşıp; konuşacak. Bir sonraki
bölüme baktığımızda İsa Mesih’in vaaz verişine
şaşırmamak gerekir. Artık açıkca bir kahin olarak görev
üstlendiğinden; Kutsal Ruh tarafından meshediliyor.
Kefaret gününde kurban sunacak olan kahinler kendilerini
yıkayarak ve meshederek temizliyorlardı. Hizmetinin bu
erken safhasında bile İsa Mesih,Kudüs’e giderek
kendisini bir kurban olarak sunmaya hazırlanıyordu. Bu
noktada bir Kral olarak da görevine başlıyordu. Bu
bölümde ilginç olan şey; gökten gelen sestir. O’ndan
hoşnut olduğunu söyleyen Baba, O’na ‘Oğlum’ diye
sesleniyor. Bu bölümde duyduğumuz şey adeta 2. Mezmur’un
yankılarıdır.
2. Mezmur şöyle diyor:
“Oğul hükmedecek ve tüm uluslar da O’nun
mirası olacak”. İsa Mesih, bu durumda Kutsal Ruh’un
meshedişiyle bizim kurtarıcımız olmak üzere hizmetine
başlıyor.
Eski Ahit’te Davut ve Golyat’ın
hikayesini hatırlayın: Davud’un kendi halkı uğruna nasıl
savaştığını düşünün. Güçlü Golyatı öldürmek için
Tanrı’nın Ruh’unun onu nasıl güçlendirdiğini
anımsıyormusunuz? Aslında işin özünde İsa Mesih,
vaftizinde Kutsal Ruh ile güçlendirilip; bizim adımıza
seçilmiş Kişi olarak savaşa hazırlanıyor.ve
meshediliyor. İşte O’nun insanlığı Kutsal Ruh’un
dökülmesiyle; bizim uğrumuza yapacağı iş için daha da
güçlendiriliyor. Vaftizden hemen sonra da İsa Mesih’in
soy ağacı ve O’nun tüm soyu Adem’e kadar geri alınıyor.
Luka 4:1-13’ü lütfen okuyunuz…Burada
gösterilen şey, sadece Tanrı’ya olan sadakatten çok daha
fazla birşeydir. İlk ayette gördüğünüz gibi, İsa çölde
dolaştırılırken; Kutsal Ruh ile dolu olarak gidiyor.
Sadece Kutsal Ruh ile dolu değildi. Ama Kutsal Ruh
tarafından bu sınanmayla karşı karşıya olmak üzere
yönlendirilmişti.
Bu hikayeden çıkarılacak şey, ‘bizlerin
de sadık olması’ gerektiği konusundan çok daha fazla
anlam taşır.
3. bölümün sonuna dönerek bir soru
yöneltmek istiyorum: Adem sınanmayı geçip, başarılı oldu
mu? Tabi ki hayır. Savaş alanına girmiş ve yenilmişti.
Kötü olan dedi ki: “Yediğin gün sen de Tanrı gibi
olacaksın”.Ve o da bu ayatmaya kanarak yedi…Bu yüzden
Adem aracılığı ile tüm insanlık günaha yenik düştü. 3.
bölüm başarısız olan ilk adamın ismiyle bitiyor.
Peki 4. bölümde ihtiyacımız olan şey
nedir?
Yani ikinci Adem olan İsa. Yeni insan.
Yani yeni bir ırkın başı olan yeni bir insan. Kendi
halkı uğruna savaş alanına giren Kişi ve Kutsal Ruh ile
dolu olarak; yönlendirilerek sınanıyor ve kazanıyor. 13.
ayete baktığımızda, şeytan yaralı bir hayvan gibi O’nun
yanından ayrılıyor. Elinden gelen tüm güçleriyle O’nu
sınamaya çalıştıysa da; kaybeden kendisi oldu. Çünkü
ikinci Adem, hepimiz için bu savaşı kazandı. 14. ayete
dikkatle baktığımızda; İsa Mesih Celileye Ruh’un gücüyle
donatılmış olarak dönüyor.
Burada içindeki Kutsal Ruh’un
doluluğundan kaynaklanan şeyin ne olduğuna dikkat edin.
Luka 4:31-32’ye bir bakalım:
“Sonra İsa Celile’nin Kefernahum kentine
gitti. Sept günü halka ders veriyordu. Yetkiyle
konuştuğu için O’nun öğretişine şaşıp kaldılar.”
Kefernahum’a gidip orada insanlara ders
vermeye başladı. İnsanlar İsa’nın öğretisine şaşıp
kaldılar. Çünkü O’nun öğretişinde yetki vardı.
Luka 4:33-37 ayetler arasına bakalım:
Cinleri çıkarararak; Şeytanın krallığı üzerindeki yetki
ve gücünü gösteriyor.
“Havrada cine tutsak, içinde kötü ruh
olan bir adam vardı. Adam yüksek sesle, “Ey Nasıralı
İsa, bırak bizi! Bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı.
“Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu
biliyorum, Tanrı’nın Kutsalısın sen!”
İsa, “Sus, çık o adamdan!” diyerek cini
azarladı. Cin, herkesin önünde adamı yere yıktıktan
sonra, ona hiç zarar vermeden içinden çıktı.
Herkes şaşkına dönmüştü. Birbirlerine,
“bu nasıl söz? Güç ve yetkiyle kötü ruhlara çıkmalarını
buyuruyor, onlar da çıkıyorlar!” diyorlardı. Ve İsa’yla
ilgili haber o bölgenin her yanında yankılandı.”
Hasta kişiler İsa’ya getiriliyor; ve İsa
ellerini onların üzerlerine koyuyor, iyileştiriyordu.
İsa Mesih ve Kutsal Ruh’un aracılığı ile Mesih’in
çağının başlangıcını görüyoruz. Kutsal Ruh’un gücünün
tümüyle gösterileceği, iyileştireceği bir çağ bu.
İSA MESİH’İN KİŞİLİĞİ:
2000 yıl boyunca insanlar İsa Mesih’in
kimliğine ilişkin yazıyı sıkılmaksızın okudular. Matta,
Markos, Luka ve Yuhanna’da İsa Mesih’in hayatını
okuyoruz. Nazik ve hassas, Kutsal, sabırlı, sadık ve
sınırsız seven bir kişi ile karşılaşıyoruz. Bunların
ötesinde binlerce karakter özelliğine rastlamak
mümkündür. Bütün bu Müjde’leri okuduğumuzda; İsa
Mesih’in tam, gerçek, mükemmel özelliklerde bir ‘insan’
olduğunu görüyoruz. İsa’nın insanlığında bizler, ne
amaçla yaratıldığımızı görebiliyoruz. Çünkü bizim
bilebildiğimiz tek şey; günah tarafından düşmüş ve
bozulmuş insan doğasıdır. Ama burada karşımıza çıkan
şey; hayal bile edemiyeceğimiz konumda bir insan
doğasıdır.
Peki İsa nasıl böyle günahsız bir doğaya
sahip olabilir?
Örnek olarak İşaya bölümüne bakalım:
İşaya 61:1 “RAB Yehovanın Ruhu
üzerimdedir; çünkü hakirlere müjdeyi vazetmek için RAB
beni meshetti; yüreği kırık olanları sarmak için,
sürgünlere hürriyeti, mahpus olanlara zindanın
açıldığını ilan için,”
Burada söylediği şey açıkca Rabbin
Ruh’unun üzerinde olduğudur.
İşaya 42:1 “İŞTE, kendisine destek
olduğum kulum;canımın kendisinden razı olduğu seçme
kulum; Ruhumu onun üzerine koydum; milletler için hakkı
meydana çıkaracaktır.”
Biz İsa Mesih’in insanlığını
gördüğümüzde; Tanrı’nın Kutsal Ruh’uyla tam olarak dolu
bir insan olmanın ne demek olduğunu anlayabiliyoruz.
Bununla ilgili düşünebileceğimiz iki uygulama vardır.
Kutsal Ruh İle Yürümek Ne Demektir?
Pavlus bize bu soruyu sormamızı söylüyor.
Bunu bilmek için İsa’nın hayatına
bakmamız gerekir. 1. Korintliler 13. bölüm’de Pavlus’un
sevgiyi tarif edişini hatırlıyorsunuz. Tamamen İsa Mesih
gibi. Galatyalılar’da Pavlus’un Ruh’un meyveleri
hakkında neler söylediğini mutlaka okudunuz. Kendi
kendinize Ruh’un meyvelerine nasıl sahip olabileceğinizi
sorabilirsiniz. Diyeceğim tek şey; İsa’ya bakın. Çünkü
İsa Mesih Kutsal Ruh’un yaşantısını bizlere kanı-canlı
gösteriyor bir örnek olarak.
Dip not:
Belki bu Müslüman kültürde
arkadaşlarınızla, insanlarla paylaşırken; Müjde’nin
gerçeğini göstermek için, İsa Mesih’in hayatını ve
Kutsal Ruh’un gücünü onlara gösterebilirsiniz. Bazı
Müslüman arkadaşlarım Kuran-ı Kerim’i okuyup bana
“Muhammed gibi olmak”, onun gibi yaşamak istediklerini
söylemişlerdi. Muhammed’te belli başlı özelliklerin var
olduğu ve bunların güzel şeyler olduğu konusunda ben de
arkadaşlarımla hemfikirim. Ama Muhammed de Allah
karşısında düşmüş, günahkar bir insandı ve O da
Tanrı’nın görkemi ve yüceliğinden ayrıydı. Bu nedenle
Müslüman arkadaşlarımız iyi bir insan olabilmenin
yollarını Kuran’a ve hadislere bakarak bulmaya
çalışıyorlar. Bu durumda bazı şeyleri araştıran
arkadaşlarınızı İsa Mesih’in hayatına bakmaya
yönlendirmeniz, o kişiler için faydalı olacaktır.
Diğer bir uygulama şu olabilir
İsa Mesih’in hayatında olan başka
olayları anlatmaya devam edelim. O’nun ölümü hakkında
biraz düşünelim! Yine burada Mesih ve Kutsal Ruh
arasındaki ilişkiyi görüyoruz. İbraniler 9:14. bölüme
daha önce bakmış ve şunu görmüştük: İsa Kendini ebedi
Kutsal Ruh aracılığı ile sunuyordu. O’nu çarmıha
giderken güçlendiren şey; Tanrı’nın Kutsal Ruh’uydu.
Kutsal Ruh’un rolünü İsa Mesih’in dirilişinde de
görebiliyoruz.
1. Petrus 3:18 “Nitekim Mesih de bizleri
Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru
olmayanlar uğruna, günahlar için kurban olarak ilk ve
son kez öldü. Bedence öldürülmüş, ama ruhça
diriltilmiştir.”
Burada İsa Mesih’in dirilişinde Kutsal
Ruh’un rolünü anlamamız gerekir. O bedence öldürülmüş;
ama ruhça diriltilmişti.
Kutsal Ruh ve İsa Mesih arasındaki bu
ilişki neden bizler için bu kadar önemlidir?
İsa Mesih vaftizinde Kutsal Ruh’u ölçüsüz
olarak alıyor. Ölümünde ve dirilişinde de Kutsal Ruh’un
tümünü sahiplenmiş oluyor. O’nun göğe alınışı da aynı
derecede önem taşıyor. Tanrı Oğlu tüm yaradılışa hakim
olmak üzere Baba’nın Krallığında tahta oturtuluyor. Ve
İsa Mesih Baba’nın sağında oturtulurken; armağan olarak
Ruh’un tüm doluluğunu da alıyor. Işte burada bizim için
ne denli önemli olduğu da ortaya çıkıyor. İsa Mesih
Kutsal Ruh’u ölçüsüz olarak aldığından; Pentekost
gününde de kilisesini bu güçle donatıyor.
Sizce İsa Mesih’in Kutsal Ruh’u Kendinde
bulunduruşu ne kadar büyük bir şeydir?
Bu sorunun cevabını bize iki bölüm
verebilir.
1. Korintliler 15:45 “Nitekim şöyle
yazılmıştır: ‘İlk insan Adem, yaşayan bir can oldu.’Son
Adem ise yaşam veren bir ruh oldu.”
Burada İsa Mesih ve Kutsal Ruh ile olan
ilişki ve bütünlük o kadar yüksek bir safhaya çıkıyor
ki; İsa Mesih’in Kendisi dirilişiyle yaşam veren bir
kayak olmaya başlıyor.
2. Korintliler 3:17 “Rab Ruh’tur ve
Rab’bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır.”
Burada Pavlus’un ne dediğine dikkat edin!
Yaptığı şey; Üçlü Birliği kenara atmak ya
da hepsini birbirine karıştırmak değildir. Anlatılmak
istenen şudur:
İsa Mesih Kutsal Ruhu o kadar büyük bir
derecede alıyor ki; artık İsa yani Rab, Ruh olmaya
başlıyor. Bu dolulukta ve bu birleşimde o kadar büyük
bir aşamaya ulaşıyor ki; sanki Ruh başka bir Mesih gibi
gözüküyor. İşte bu nedenledir ki İsa Mesih Yuhanna 14.
bölümde öğrencilerinin içini hüzün kaplamışken “Ben
gidiyorum ama size başka bir yardımcı gelecek.” diyor.
Ama esas dikkate alınması gereken kelimenin altını
çizmekte fayda vardır. Gelecek olan aynı türde güçlü bir
yardımcı olduğudur.
Bunu uygulamanın da iki yolu vardır:
Bizim için anlamlı olan şey; artık Kutsal
Ruh bize Mesih’e ait Ruh olarak gelmektedir. Bu
nedenledir ki bizler için olan Kutsal Ruh’un ilk görevi;
her birimizi daha fazla Mesih’e benzer yapmaktır.
Son günlerde Kutsal Ruh’un armağanları
konusunda birçok tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu
tartışmalar bana göre Kutsal Ruh’un görevi konusunda
düşünmekten bizleri alıkoymaktadır.
Kutsal Ruh’un ilk görevi; bizleri
Mesih’in benzerliğine dönüştürmek.
Romalılar 8:29 “Tanrı, önceden bildiği
kişileri, Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek üzere
önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeşler
arasında ilk doğan olsun.”
Tüm bölümü anlayabilmek için; kendinden
önce gelen 28 ayeti de okumamız ve anlamamız gerekir.
Tüm bu ayetlerde Kutsal Ruh’ta olan yaşama ait
alıntıları görmek mümkündür. Kutsal Ruh ile yaşamak,
denetlenmiş olmak, Rabbin Ruh’unun içimizde yaşaması,
Rabbin Ruh’u ile yöneltilmek, Oğulluk Ruh’unu almak. 29.
ayette Kutsal Ruh’un işleyişinin sonucunu görüyoruz.
Hepimizin içinde var olan Kutsal Ruh, Tanrı’nın önceden
belirlediği işleri sonuca ulaştırmaya çalışıyor.
Yukarıdaki ayete göre Tanrı’nın önceden
belirlediği amaç nedir?
Oğlu’nun benzerliğine dönüştürülmemiz.
Kutsal Ruh ve bizim O’ndaki yaşantımız
hakkında.daha başka birçok ayetler vardır.
Romalılar 8:9-10 “Ne var ki, Tanrı’nın
Ruhu içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un
denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih’in Ruhu yoksa, o
kişi Mesih’in değildir. Eğer Mesih içinizde ise,
bedeniniz günahtan ötürü ölü olmakla beraber, aklanmış
olduğunuz için ruhunuz diridir.”
Bakmamız gereken konu şudur:
KUTSAL RUH’UN VAFTİZİ:
Daha önce de bahsettiğimiz gibi, İsa
Mesih Kutsal Ruh’u limitsiz olarak içinde bulundurur.
Kutsal Ruh’un doluluğu Mesih’in üzerinde öylesine
bulunuyor ki; Pavlus “Rab Ruh’tur” diyor.
Kutsal Kitab’ın öğretişinde
bundan çıkaracağımız sonuç şudur:
İsa Mesih’i kabul etmekle, Kutsal Ruh’u
kabul etmeyi birbirinden ayıramayız. İsa Mesih’i kabul
etmek; Kutsal Ruh’u kabul etmektir. Kutsal Ruh’tan
mahrum olmak; İsa Mesih’ten mahrum olmaktır. 9.ayetin
sonunda Pavlus’un ne dediğine dikkat edin! “Ama bir
kişide Mesih’in Ruh’u yoksa, o kişi Mesih’in değildir.”
İşte bu nedenle İsa Mesih ve Kutsal Ruh
hayatlarımızda birlikte vardırlar. Bu yüzden bizler İsa
Mesih’l kabul ettikten sonra; hayatlarımıza Kutsal
Ruh’un gelişini beklemiyoruz. Her ikisi de tek bir olay
olarak, aynı anda hayatlarımızda gerçekleşiyor.
*Soru: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u
aynı olarak kabul ediyorsak; bu sıralamayı yapmak
gerekli midir?
*Yanıt: 2. Korintliler 13:14 “Rab isa Mesih’in
lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı
hepinizle birlikte olsun.”
Daha önce de gördüğümüz gibi; bu Üçlü
Birliğe ait yapılan bereketleme, Üçlü Birliğin normal
sırasını yansıtmıyor. O, Baba-Oğul-Kutsal Ruh değil;
Oğul-Baba- Kutsal Ruh olarak yansıyor.
*Soru: İsa Mesih’in denenmesinde
şeytan nasıl O’nu alıp yönlendirebiliyor?
*Yanıt: Tam cevabını net olarak veremesek de;
şöyle olabilir: İsa Mesih bizim uğrumuza savaşıyordu. Bu
nedenle oraya şeytanın değil; kendi iradesiyle meydan
okurmuşcasına gitti.
*Soru: Luka 12:10. ayete göre,
İnsanoğluna kötü söz söyleyenin bağışlanabileceğini; ama
Kutsal Ruh’a küfredenin bağışlanmayacağını söylüyor.
Ölümünden sonra Kutsal Ruh’u bize gönderen İsa
Mesih’tir. Bu sözü biraz açmak mümkün mü? |