|
Birinci Bölüm
Kutsal Yazıların öğrettikleri.
Tez 1: İnsanoğlunun
evrensel suçluluğu “özgür iradenin yanlış
olduğunu kanıtlar.
Tez 2:
Günahın evrensel hakimiyeti “özgür iradenin
yanlış olduğunu kanıtlar.
Tez 3: “Özgür
irade” ahlaki ve törensel yasayı yerine
getirerek Tanrı kabulünü kazanamaz.
Tez 4:
Yasa, insanlara günah bilincini vererek,
onları Mesih’e yönlendirmesi için tasarlanmıştır.
Tez 5:
Mesih’e iman ederek kurtuluşun alına bileceği
öğretisi “özgür iradenin yanlış olduğunu
kanıtlar.
Tez 6:
Kazanç ya da ödül kavramına hiçbir yer yoktur.
Tez 7: “Özgür
iradenin hiçbir değeri yoktur, çünkü insanın
Tanrı karşısındaki doğruluğunun işlerle
hiçbir ilgisi yoktur
Tez 8:
Bir dizi değişik savlar.
Tez 9:
Pavlus “özgür irade”yi çürütürken çok açık
konuşmaktadır.
Tez 10:
Kutsal Ruh’a sahip olmayan insanın içinde
bulunduğu durum,“özgür iradenin ruhsal hiçbir
şey yapamayacağını gösterir.
Tez 11:
Mesih’e gelen kişiler, O’nu daha önce ne
düşünmüş, ne aramış, ne de kendilerini O'na
hazırlamışlardır.
Tez 12: Günahlı
bir dünyaya sunulan kurtuluş sadece iman
aracılığıyla alınabilecek Mesih’in lütfudur.
Tez 13:
Yuhanna 3. Bölümdeki Nikodim örneği, “özgür
irade”ye karşı çıkar.
Tez 14:
“Özgür iradenin hiçbir faydası yoktur çünkü
kurtuluş yalnızca Mesih aracılığıyladır.
Tez 15:
İnsanın müjdeye inanma yetisi yoktur, bu
nedenle hiçbir çabası onu kurtaramaz.
Tez 16:
Evrensel inançsızlık “özgür iradenin yanlış
olduğunu kanıtlar.
Tez 17:
Gerçek inanlılardaki “benliğin” gücü “özgür
iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.
Tez 18:
Kurtuluşun “özgür irade”ye bağlı olmadığını
bilmek, çok rahatlatıcı olabilir.
Tez 19:
Tanrı’nın yüceliğine leke sürülemez.
Kutsal Yazılar, insanın kurtuluşu seçmek
ve almak konusunda “özgür irade”si olduğu
düşüncesine karşı duran birkaç orduya benzer.
Ancak burada benim için bazı küçük birlikleriyle
beraber Pavlus ve Yuhanna adında iki generali
bu savaşa sokmak yeterli olacaktır.
Tez 1: İnsanoğlunun evrensel
suçluluğu “özgür iradenin yanlış
olduğunu kanıtlar.
Romalılar 1:18, istisnasız olarak her insanın
Tanrı tarafından cezalandırılmayı hakkettiğini
öğretir. “Haksızlıkla gerçeğe engel olan
insanların bütün tanrısızlık ve haksızlığına
karşı Tanrı’nın gazabı gökten açıkça gösterilir”.
Eğer her insanın “özgür iradesi” varsa fakat
istisnasız olarak hepsi Tanrı’nın gazabı
altın dalarsa bu gerektirir ki onların “özgür
iradeleri” onları sadece tek bir yöne doğru
götürür - “tanrısızlık ve haksızlık”. Öyleyse,
iyilik yapmaları için onlara yardım eden
“özgür iradenin” gücü nerede? Eğer “özgü
irade” varsa, insanları pek de kurtuluşa
götürüyor gibi gözükmüyor çünkü onları Tanrı
gazabının altında bırakıyor.
Ama bazı insanlar beni Pavlus’u çok iyi
anlayamamakla suçluyor. Pavlus’un, “haksızlıkla
gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlık
ve haksızlığına karşı…” diye geçen sözlerinin
istisnasız olarak herkesin Tanrı gözünde
suçlu olduğu anlamına gelmediğini söylüyorlar.
Bu metnin, bazı insanların “haksızlıkla
gerçeğe engel” olmayabileceklerini ima ettiğini
ileri sürüyorlar. Ancak Pavlus’un burada
kullandığı İbranice kalıp, başka hiçbir
olasılığa yer bırakmaksızın, bütün
insanların tanrısızlığı ve haksızlığı anlamına
gelmektedir.
Bunun da ötesinde, Pavlus’un o sözlerden
hemen önce neler yazdığına dikkat edin.
16. Ayette Pavlus, müjdenin “iman eden herkesin
kurtuluşu için Tanrı’nın gücü” olduğunu
söylemektedir. Bunun anlamı şu olmalıdır
ki, müjdedeki Tanrı gücünden ayrı olarak
hiç kimsede Tanrı’ya dönme gücü yoktur.
Pavlus bunun hem Yahudiler hem de Yahudi
olmayanlar için geçerli olduğunu söyleyerek
devam etmektedir. Yahudiler, Tanrı’nın Yasasını
en küçük detayına kadar biliyorlardı, fakat
bu onları Tanrı’nın gazabından kurtaramadı.
Aynı şekilde Grekler de kültürün getirdiği
birçok faydayı tatmaktaydılar, ancak bu
da onları Tanrı’ya olduklarından daha fazla
yaklaştıramadı. Yahudiler ve Grekler, kendilerini
Tanrı önünde aklayabilmek için çok çalışmaktaydılar.
Ancak sahip oldukları tüm avantajlara ve
“özgür iradelerine” rağmen, tamamen başarısız
oldular. Pavlus, bu kişilerin hepsini suçlamakta
bir an bile tereddüt etmemektedir.
Sonra, 17. Ayette Pavlus’un, “Tanrı’nın
insanı akladığı…açıklanır” sözlerine dikkat
edin. Yani, insana doğruluğu veren Tanrıdır.
Ama Tanrı aptal değildir. Eğer insanların
Tanrı’ya ihtiyaçları olmasaydı, Tanrı insana
yardım ederek zamanını kaybetmezdi. İnsanlar
her ne zaman iman ederlerse, bunun nedeni
Tanrı’nın o kişilere gelip, müjdeyi göstererek,
cehaletlerini ortadan kaldırmış olmasıdır.
Bu olmaksızın, o insanlar hiçbir zaman kendilerini
kurtaramazlar. İnsanlık tarihinde hiç kimse
kendi kendine Tanrı’nın gazabını Kutsal
Yazılarda açıklandığı şekilde düşünüp, anlamamıştır.
Hiç kimse asla, eşsiz bir Kurtarıcının,
İsa Mesih’in yaşamı ve hizmeti aracılığıyla
Tanrı’yla barışmayı hayal bile etmemiştir.
Aslında Yahudiler, peygamberlerinin bildirdikleri
onca öğretiye rağmen Mesih’i reddetmişlerdir.
Öyle gözüküyor ki, bazı Yahudi ve Greklerin
ulaştıkları iyilik düzeyi, Tanrı’yı Kendi
belirlediği yolla aramalarını engelledi
çünkü her şeyi kendi bildikleri yolla yapmakta
kararlıydılar. Bu nedenle, “özgür irade”
ne kadar fazla çabalarsa, her şey o kadar
kötüye gitmektedir.
İnanlılarla inanlı olmayanlar arasında,
kendilerini kurtarma yetisine sahip olan
üçüncü bir grup yoktur. Yahudi ve Grekler
tüm insanlığı oluşturur ve hepsi Tanrı’nın
gazabı altındadırlar. Hiç kimsenin Tanrı’ya
dönme yetisi yoktur. İlk önce Tanrı kendisini
onlara göstermelidir. Eğer gerçek “özgür
iradeyle” keşfedile- bilecek olsaydı, bir
yerde, bir Yahudi bunu yapardı! Ne Greklerin
en karmaşık felsefeleri, ne de en iyi Yahudilerin
en güçlü çabaları (Romalılar 1:21; 2:23,28
ve 29) Mesih’e iman etmeye onları bir adım
yaklaştırmıştır. Diğer tüm insanlarla beraber
onlar da suçlu günahkarlardı. Eğer her insanın
“özgür iradesi” varsa, ve her insan suçlu
ve mahkumsa, bu sözde “özgür irade” onları
Mesih’e getirmede tamamen güçsüzdür. Yani,
iradeleri aslında hiç de özgür değildir.
Tez 2: Günahın evrensel hakimiyeti
“özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.
Pavlus’un kendi öğretisini kendisinin açıklamasına
izin vermeliyiz. Romalılar 3:9’da şöyle
demektedir: “Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler
diğer uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz.
Biz daha önce ister Yahudi ister Grek olsun,
herkesi günahın boyunduruğunda olmakla suçladık”.
Sadece tüm insanlar istisnasız olarak Tanrı
önünde suçlu ilan edilmemektedirler, ama
aynı zamanda onları suçlu yapan günaha tutsaktırlar
da. Buna, Tanrı’nın Yasasına sahip oldukları
için günahın boyunduruğunda olmadıklarını
düşünen Yahudiler de dahildir. Ne Yahudiler
ne de Grekler kendilerini bu boyunduruktan
kurtarabildiklerine göre, açıkça görülür
ki bir insanda iyilik yapmasına yardım edecek
hiçbir güç yoktur.
Bu evrensel kölelik en iyi ve ahlaklı gibi
gözüken insanları da kapsar. Bir insan iyilikte
ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu Tanrı bilgisi
ile aynı şey değildir. İnsanın en mükemmel
tarafı onun mantığı ve iradesidir ancak
kabul edilmelidir ki, insanın bu en asil
özelliği bozulmuştur. Pavlus Romalılar 3:10-12’de
şöyle diyor: “Yazılmış olduğu gibi, ‘Doğru
olan kimse yok, bir kişi bile yoktur. Anlayan
kimse yok, Tanrı’yı arayan kimse yok. Hepsi
yoldan saptılar, birlikte yararsız oldular.
İyilik eden yok, bir kişi bile yoktur’.”
Bu sözlerin anlamı son derece açıktır. Tanrı,
mantıkta ve iradede tanınır, anlaşılır.
Ancak kimse, doğal haliyle, Tanrı’yı tanımaz.
Bu nedenle de insan iradesinin bozulmuş
olduğu ve kendi başına insanın Tanrı’yı
hiçbir şekilde tanıyamayacağı ya da O’nu
hoşnut edemeyeceği sonucuna varmamız kaçınılmazdır.
Belki cesur bir kişi, eyleme geçirebildiklerimizden
çok daha fazlasını yapabilecek kapasitede
olduğumuzu söyleyecektir. Ancak burada bizi
ilgilendiren konu yaptıklarımızdır; yapabileceklerimiz
ya da yapamayacaklarımız değil. Pavlus
tarafından Romalılar 3:10-12’de alıntı yapılan
Kutsal Kitap ayetleri böyle bir ayrım yapma
hakkını bizlere vermemektedir. Tanrı insanın
hem günahlı yetersizliğini hem de günahlı
davranışlarını yargılamakta- dır. Eğer insanlar
Tanrı’ya doğru en küçük bir adım bile atabilecek
olsalardı, Tanrı’nın onları kurtarmasına
gerek kalmazdı. Tanrı, insanların kendi
kendilerini kurtarmalarına izin verirdi.
Ancak hiçbir insanın bunu denemeye bile
gücü yoktur.
Romalılar 3:19’da Pavlus her ağızın kapanmasını
söyler çünkü hiç kimse Tanrı’nın kendilerine
verdiği yargıya karşı çıkamaz. Bunun nedeni
ise hiçbir kimse de Tanrı’nın övebileceği
bir özellik yoktur -O’na dönebilecek özgür
bir irade bile. Eğer bir kimse şöyle derse:
“Bende biraz da olsa kendiliğimden Tanrı’ya
dönme gücü (yetisi) var”, bu şu demektir
ki, o kimse kendisinde Tanrı’nın yargılamayıp,
öveceği bir şeyler olduğunu iddia etmektedir.
Ağızı kapanmamıştır! Bu da Kutsal Yazıyla
çelişir.
Tanrı, her ağızın kapanması gerektiğini
söyler. Tanrı’nın önünde suçlu olan yalnızca
belli bir grup insan değildir. Yargılananlar,
sadece Yahudilerin arasındaki Ferisiler
değildir. Eğer öyle olmasaydı, diğer Yahudilerin
yasayı tutmak ve suçlu çıkarılmayı önlemek
için kendi içlerinde güçleri olmuş olurdu.
Ama insanların en iyisi bile tanrısızlıkla
suçlanmaktadır. Tanrı Yasasını hiçbir şekilde
tutmaya çalışmayanlar gibi onlar da ruhsal
olarak ölüdürler. Tüm insanlar tanrısız
ve suçludurlar, Tanrı tarafından cezalandırılmayı
hakketmişlerdir.
Tez 3: “Özgür irade” ahlaki
ve törensel yasayı yerine getirerek Tanrı
kabulünü kazanamaz.
|